Son mesaj - Gönderen: MERYEM - Cuma, 20 Nisan 2018 20:56
Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi.?< >< >< >
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Tevhidin Tebliği  (Okunma Sayısı 2331 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gençmucahide
Tiryaki Üye
*

Puan: 9
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 528





İlahi Dinle

İlahi Dinle

« : 17 Eylül 2009, 07:46:19 »

Tarih tekerrürden ibarettir. Kuşkusuz bu Allah’ın (cc.) bir sünneti, dünya hayatının değişmeyen bir gerçeğidir. İnsanlık tarihinin başlangıcı aynı zamanda tevhid ve şirkin amansız mücadelesinin, kıyamete kadar sürecek olan Allah’ın taraftarları ile şeytanın yandaşları arasında sürecek olan savaşın da başlangıcı olmuştur. Tarihin her devrinde Allahü Teala, insanlara yol gösterici ve hakka çağıran elçiler göndermiştir. Tarihin her anı ise bu elçiler ile, onlara karşı savaş veren şeytan taifesi arasındaki mücadelelerle doludur. İnsanlara düşen görev ise sürekli tekerrür edegelen tarih içerisinde kendilerine bir yer bulmaktır. Ya Rahman’ın vahyine teslim olup tarihteki tevhid temsilcilerinin bugünkü hal&shy;kası olacak, yada şeytanın yanında; Allah’ın ve mü’minlerin düşmanlarının safında yer alan bedbahtlardan olacaklardır. İşte tarihin tekerrürü de, dünya hayatı da ancak bundan müteşekkildir. Bu ikisinden ötede ya da arasında üçüncü bir yol mevcut değildir. Hak olan açıkça bellidir, ondan beride ne varsa hepsi ancak sapıklık ve dalalettir.

Evet tarih bir tekrardan ibarettir ve tarih devamlı surette Allah tarafından gönderilen elçilerin davetlerinin içeriği ve bu daveti toplumlarına sunuş tarzları açısından tekrar etmiş, bu noktada asla bir farklılık oluşmamıştır. Tüm rasuller aynı amaçla gönderilmiş ve gönderildikleri esasları aynı şekilde toplumlarına ulaştırmaya çalışmışlardır. Ne var ki; günümüz dünyasında toplumların bozulmuşluğu yanında, kavramlar birbirine girmiş, doğru ile yanlış ayırt edilemez olmuş ve her şey içinden çıkılmaz girift bir hal almıştır. Öyle ki, cehalet karanlıkları içerisinde boğulmuş halk kitleleri bir tarafa, Kur’an ve Sünnet ölçüsünde hareket ettiğini söyleyerek, tevhidi düşündüğünü iddia eden, kafalarındaki üç beş kuru bilgi sayesinde kendilerinin müslüman olabileceğini zanneden zavallı müslümanımsılar bile bu kavram kargaşası ve bozulmuşluk içerisinde tarih boyunca aynı şekilde tekrar eden tevhidin tebliği metodundan ve sunuluş tarzından habersiz kalmışlardır. Hakkı açıkca dile getirmek sertlik ve kabalık olarak isimlendirilmeye başlanmış, Şehid Seyyid Kutub’un deyimi ile insanı alnından ve ayaklarından bağlayan “müslümanları tekfir ediyorlar” töhmetine düşürmüştür. Küfür önderlerini ve şirkin elebaşlarını ismen zikretmek kendilerini davetçi ya da İslam çağrıcısı olarak adlandıran bir çok kimseyi korkutmaya başlamış, bu şekilde ortaya konulan bir davet, rabbani hareket tarzına aykırı olmakla suçlanmıştır. Ancak kesin olarak bilinmesi gerekir ki; nasıl namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetleri belirleme yetkisi Allah’a ait ise ve bu ibadetlerin yapılış şekilleri, her türlü hususiyetleri belirli kurallarla belirlenmiş ise, insanları İslam’a davet etmenin şartları da Allah tarafından belirlenmiştir. Ne davetin içeriği, ne sunuluş tarzı ve ne de mücadelenin şekli hususunda Allah insanları kendi hallerine serbest bırakmamıştır.
“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (Kıyame Suresi: 75/36)
Allahü Teala (cc) peygamberler göndermiş ve bu elçiler vasıtasıyla insanları kendisine kulluk etmeye çağırmıştır. Bu elçilerden hiç birisini, yaşantılarını şekillendirme noktasında kendi haline bırakmamış, takip etmeleri gereken yolları eksiksiz bir şekilde ancak kendisi belirlemiştir. Şimdi birileri çıkar da Allah’ın peygamberlerine bile vermediği bu hakkı kendilerinde görürlerde, insanlara sundukları davette, Kuran ve Sünnette bulunmayan bir yol takip ederlerse, ortaya konulan bu hareket İslami bir çağrı olarak isimlendirilemeyecek ya da yapılan bu davet insanları İslam’a davet etmek adını almayacaktır.
Allah peygamberlerinden bir kısmına kitap vermemiş, bir kısmını da indirdiği kitaplar ile sadık yol göstericiler kılmıştır. İster kitap verilen isterse kitap verilmeyen peygamberler olsun, Allahü Teala’nın (cc) gönderdiği tüm peygamberler toplumlarını, yalnız ve yalnız bir olan Allah’a ibadet etmeye, O’ndan başkasına ibadet etmemeye, sahte rabb’leri inkar etmeye çağırmışlardır.
Allah Telala kitabı indiriş amacının da, peygamberleri gönderiş amacının da bu olduğunu apaçık belirtmektedir.
Logged

*Söz bilirsen söyle senden ibret alsınlar,Söz bilmezsen sükût eyle seni insan sansınlar.*
adil_25
Usta Üye
*

Puan: 5
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 497




İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #1 : 14 Aralık 2010, 00:33:44 »

 ...Allah Razı Olsun...
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Tasarim ©Ce§uR 2010 | CeSur Web Tasarım Bilişim Teknolojileri

SiteMap | iSLami Radyo


MKPortal ©2003-2008 mkportal.it