Son mesaj - Gönderen: MERYEM - Cuma, 20 Nisan 2018 20:56
Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi.?< >< >< >
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kadınlara Mahsus Haller..  (Okunma Sayısı 2466 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
cahiliyet_dusmani
Altın Üye
*

Puan: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 763

BUGÜNDE ÖLMEDİM ANNE..




İlahi Dinle

İlahi Dinle

« : 25 Kasım 2009, 19:56:53 »

Allah Teâlâ buyuruyor ki: “(Habibim!) Sana kadınların ayhalini sorarlar. De ki o, bir rahatsızlıktır.”

Rasûlüllah (s.a.v) buyuruyor ki: “Hayız, Allah’ın, Âdem (a.s)’ın kızlarına yazdığı bir durumdur.”

Hayız: Lügatte ‘akmak’ manasına gelir. Kadının rahminden, sıhhatli iken, doğum veya bekâretin giderilmesi gibi sebeblerin dışında muayyen müddetler içinde gelen kandır.

Hayız hali, kadında döl yatağının (rahim) iç yüzünü kaplayan zarın, yumurtanın döllenmeyip ölmesi ve hormon salgısının kesilmesi üzerine parçalanarak kanla birlikte dışarı atılmasından ibarettir.
En erken dokuz yaşında başlar, en geç ellibeş yaşına kadar devam eder. Bu sürede gelen kana hayız kanı, bu hâle hayız hâli veya aybaşı hâli denir.

Elli beş yaşını doldurmuş bir kadından sarı, yeşil ve bulanık renkte kan gelmesi ile hayız olmaz. Ancak en az üç gün kırmızı veya siyah renkte bir akıntı gelmesi halinde –dotor tarafından bir hastalık sebebiyle olmadığının tesbit edilmesi durumunda- hayız halinin devam ettiğine kanaat edilir.

Hayız; en az üç gün üç gece, en çok on gün on gece devam eder. Nebi (s.a.v) buyuruyor ki: “Bekar veya dul kadın için en kısa hayız süresi üç gün, en uzun süre ise on beş gündür.”

İki adet arasındaki temizlik haline ‘tuhur’ denir. Bunun en az müddeti onbeş gün olup, en çok müddeti için ise sınır yoktur.
Kadının mûtad (kendisince alışılmış) hayız müddeti gerek az, gerek çok olsun, onun hayız müddetinin arasına giren tuhûr yâni kan gelmeyen zaman, hayızdan sayılır. Meselâ: en az hayız müddeti olan üç günün birinci ve üçüncü günlerinde kan gelip, arada geçen ikinci gününde kan gelmemiş olsa, bu ikinci gün de hayızlı sayılır. Hayızın bittiğinin anlaşılması için akıntının renginin tamamen beyaza dönmesi lâzımdır. Kan kırmızı renkte olmakla beraber, toprak rengi, bulanık, yeşil, sarı ve siyah olarak da gelebilir.

Bazı kadınlarda âdet günleri sâbit değildir. Meselâ bir ay altı, diğer bir ay beş gün âdet görebilir. Bu durumda kesildiği gün olan beşinci gün yıkanır, namazını kılar, orucunu tutar fakat ihtiyâten kocası ile beraber olamaz. Mûtadı olan günü sayar.

Bazı kadınların âdet günleri muayyendir. Meselâ, her ay altı veya yedi veya dokuz gün âdet görürler. Bir âdet bir defa ile kararlaşmış sayılır. Şöyle ki; ilk defa âdet görmeye başlayan bir kız yedi gün kan, bundan sonra temizlik görse, âdeti yedi gün olarak kararlaşmış olur.

Kadınların muayyen âdet günleri bazı kere değişir. Bir âdetin değişmiş olması için ona zıt iki âdet hali görülmelidir. Her ay altı gün âdet gören bir kadın, üst üste iki ay meselâ sekiz gün âdet görecek olsa artık âdeti altı gün değil, sekiz gün olur.
Hayız Halindeki Kadın Pis midir?

“Yahudiler bir kadın hayız olunca, onu evden dışarı çıkarırlar, onunla beraber yemezler, içmezler ve aynı evde bulunmazlardı. Bu durum Rasûlüllah (s.a.v)’e soruldu. O da: “Onlarla birlikte evlerinizde oturunuz, cinsel ilişkiden başka her şeyi yapabilirsiniz” buyurdu.

Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: ‘Ben, Nebi (s.a.v) ile birlikte kadife bir örtünün altında yatıyordum. Adetimin başladığını fark ettim. Hemen örtünün altından kayıp hayız elbisemi bulup giyindim. Rasûlüllah (s.a.v): “Hayız mı oldun?” buyurdular. ‘Evet’ dedim. Beni yanına çağırdı. Örtünün altında beraber yattık.”

Şureyh İbnu Hani, Aişe (r.anha)'ya: ‘Bir kadın hayızlı iken kocası ile birlikte yemek yer mi?’ diye sordu. Aişe (r.anha): “Evet, benim kanamam varken Rasûlüllah (s.a.v) beni çağırırdı, ben de O’nunla birlikte yedim. (Bu sırada) etli kemiği alır, (bana uzatır, önce benim başlamam için) bana yemin verirdi. Ben de onu alır ve bir miktar dişler (sonra Rasûlüllah'a uzatırdım). O da ağzını, kemikte tam benim ağzımı koyduğum yere koyar(ak yemeye başlar)dı. İçecek bir şey istediği olur, getirince ondan önce benim içmem için bana yemin verirdi, ben de kabı alır bir miktar içer, sonra bırakırdım. Bu sefer onu alır, kabın tam benim ağzımı koyduğum yerine ağzını koyarak içerdi.”

“Ben hayız hâlinde iken, Rasûlüllah (s.a.v)’in mübarek saçlarını yıkar (ve tarardım.)”

Bu hadîslerden anlaşılıyor ki, hayız hâlindeki kadınlar necis (pis) değildirler. Nifas hâlinde olanlar da böyledir. Bu haller sadece birer hadestir. Yani bâzı ibadetleri yerine getirmeye engel olan birer kirlilik hâlidir. Yoksa necis, yani hakikî pislik hâli asla söz konusu değildir.


Nifâs: Normal doğum veya el, ayak gibi uzuvları belirmiş olan bir çocuğun düşmesiyle kadının rahminden gelen kandır. Buna lohusalık kanı da denir.

Enes (r.a) anlatıyor: “Nebi (s.a.v), lohusa olan kadınlara kırk gün vakit belirledi. Ancak bu süreden önce temizlenirse o başka.”

Bir başka rivayette de Peygamber (s.a.v) buyuruyor ki: “Doğumdan sonra yedi gün geçer de kan kesilirse, kadın gusletsin ve namazını kılsın.”

Nifâsın en az müddeti için konulmuş bir hudut yoktur. Hattâ bazı ülkelerin kadınlarında, çocuk doğduktan sonra kan gelmez veya gelse bile hemen kesilir. Onların derhal yıkanarak namaz ve diğer ibâdetlerini yerine getirmeleri lâzımdır.
Nifâsın en çok müddeti doğumdan başlayarak kırk gündür. İkiz doğuran bir kadının nifâs günleri, ikizlerden birinci çocuğun doğduğu vakitten hesaplanır.

Nifas için âzami süre belirlenmesi, nifas kanına hastalık kanının eklenmesi halinde önem taşır ve böyle bir belirleme kadının dini mükellefiyetlerine açıklık getirmeyi sağlar. Bu süreden sonra gelen kan nifas kanı değil hastalık kanı sayılacağından, bu durumdaki kadın gusül abdesti alarak nifas halinden çıkması ve özürlü/istihaze durumundaki kimselere tanınan ruhsattan yararlanması gerekir.

Hayız ve Nifas Haline Ait Hükümler:

1) Hayız ve nifas hâlindeki kadından her türlü namaz mükellefiyeti düşer. Kadınlar hayız-nifas hâlinde oldukları müddet zarfında, namaz kılmaları kendilerine haram olur.
Ayhali hakkında soru soran bir kadına, Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurdu: “Ayhali olduğun zaman namazı bırak, ayhali sona erince gusül yap ve namazını kıl.”

“Rasûlüllah (s.a.v) zamanında kadınlar lohusa olduklarından dolayı kırk gün namazı ve orucu terk ederlerdi de Peygamber (s.a.v) onlara namazlarını kaza etmelerini emretmezdi.”

Kadınlar, hayız ve nifas hâlinde iken kılamadıkları bu namazları, sonradan kaza etmek mecburiyetinde değildirler. Allah, fazl ve kereminden onları böyle bir mükellefiyetten muaf tutmuştur.

Kırk günlük nifas günlerinde bir kadın başlangıçtan on gün kan görse, yirmi gün temiz kalsa -bu yirmi günde gusül abdesti alıp oruç tutar, namaz kılar- sonra da on gün tekrar kan görse, bu kırk günün tamamı nifastır. Arada tutulan oruçlar kaza edilir, kıldığı namazlar için ayrıca istiğfar etmesine gerek yoktur, çünkü kılınan bu namazlar kasıtlı olarak kılınmamıştır.

Kadının hayız ve nifas hali devam ederken geceleyin edep yerine temiz bir bez kor ve sabah olunca da akıntının beyaz renkte olduğunu görürse, bezi koyduğu vakitten itibaren temiz olduğuna hükmedilir ve kılınmayan yatsı namazının kaza edilmesi gerekir.

Hayız ve nifas halinden temizlenen bir kadının, gusül yapıp namaz kılacak kadar bir zamanı var ve gusletmediyse, o vaktin namazını kaza etmesi lazımdır. Gusül yapacak kadar zaman yoksa o namazı kaza etmesi gerekmez.



2) Hayız ve nifas hâlindeki kadınlara, oruç tutmak da haramdır. Ancak namazdan farklı olarak tutamadıkları günleri, temizlendikten sonra kaza etmeleri gerekmektedir. Çünkü oruç, namaz gibi devamlı olmayıp senede bir ay olduğundan, kadınların tutamadıkları birkaç günlük oruç borçlarını sonradan kaza etmeleri, onlara pek fazla bir zahmet ve meşakkat yüklemez. Âişe (r.anha) şöyle buyurdu: “Bize hayız ve nifas hâlleri geldiğinde, Rasûlüllah (s.a.v) tutmadığımız oruçlarımızı kazâ etmemizi emir buyururlardı. Kılmadığımız namazların ise kaza edilmesini emretmezlerdi.”


3) Hayız ve nifas hâlinde olan bir kadının Kur'ân okuması doğru değildir. Nebi (s.a.v): “Hayızlı veya cünüp olan kimse, Kur’ân-ı Azîmüşşân'dan birşey okuyamaz” buyurmuştur.


4) Hayız ve nifas halindeki kadınların veya cünüp olan kimselerin kunut vesaire gibi çeşitli duaları veya Kur’ân’dan Âyet-el Kürsi, Felâq ve Nâs gibi sığınma âyetlerini şifa yada korunma amaçlı olarak okumalarında, tesbih ve tehlil kelimelerini söylemelerinde ve Peygamber (s.a.v)’e salât-ü selâm getirmelerinde hiçbir mahzur yoktur.

Hayız ve nifas halinde olan kadın, Kur’ân-ı Kerîm'i okuyamamakla beraber, onu dinleyebilirler. Meymune (r.anha)’dan rivayetle: “Nebi (s.a.v), hanımlarından herhangi birimiz hayızlı bile olsa, başını onun göğsüne koyar ve Kur’ân okurdu.”


5) Hayız ve nifas hâlindeki kadının veya cünüp olan kadın ve erkeğin, mü'minlerin kıblesi olan Kâbe-i Muazzama’yı tavaf etmeleri de haramdır. “Aişe (r.anha) hayız oldu. Beytullah'ı tavaf hâriç, haccın bütün menâsikini yerine getirdi. Temizlenince de Kâbe’yi tavaf etti.”

6) Hayız ve nifas hâlinde olan kadının kocası ile cinsî münasebette bulunması da haramdır. Bu halde yapılan bir cinsî birleşme, büyük günahlardan (günâh-ı kebâir) sayılmıştır.

Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Hayız hâlindeki kadınlardan çekilin. Temizleninceye kadar onlara yanaşmayın.”

Âyette geçen kadınlara yaklaşmama emrinin ne mânâ ifade ettiğini Enes (r.a)’ den rivâyet edilen şu hadîs-i şerîf açıklamaktadır: ‘Yahudiler kadın hayız gördüğü vakit onlarla birlikte yeyip içmezlerdi. Peygamber (s.a.v) ise bu hususta: “Her şeyi yapın, yalnız cinsî münasebet müstesna…” buyurdular.’

Hayız ve nifas hâlinde iken kadınla cinsî temasda bulunmak dinî yönden olduğu gibi, tıbbî yönden de çok mahzurludur. Kadın bu hallerde hasta hükmündedir. Son derece itinalı bir bakıma ve temizliğe muhtaçtır. Yorulmaktan büyük ölçüde kaçınmalı, mümkün mertebe istirahat halinde olmalıdır. Ayrıca hayızlı kadının dışarı yaydığı ağır koku, erkeği kadından tiksindirmeğe de sebeb olabilir. Bu bakımdan bu nazik dönemde yapılacak cinsî münasebetler, kocayı hanımından tiksindirip soğutabileceği gibi, pek çok kadın hastalıklarına da sebebiyet verebilir. Meselâ: Bugün Avrupa'da kadınlarda çok sık görülen rahim kanserlerinin mühim bir sebebi de, ay hâlinde kadınların kocalarıyla cinsî münasebette bulunmaya devam etmeleri olarak tesbit edilmiştir.

Bir erkeğin hayız hâlinde olan hanımına yaklaşması haram olduğu gibi, kadının ona boyun eğmesi de haramdır. Nebi (s.a.v) buyuruyor ki: “Allah’a isyan hususunda kullara itaat yoktur.”

Eğer, karı-koca bu halde iken cinsî münasebette bulunurlarsa, her ikisinin de tevbe ve istiğfar etmeleri gerekir. Ayrıca bir veya yarım dinar miktarında altın veya onun bedelini fakirlere sadaka olarak vermelidirler. [Bir dinar, bir miskal (4 gr.) ağırlığında bulunan altın sikkedir].

İbn Abbas (r.a)’den rivayetle: “Kişi hayızlı hanımına, hayız halinin başlangıcında, kan kırmızı renkte iken ilişkiye geçerse, (ceza olarak) bir dinar tasadduk etsin. Kanın kesilmeye yüz tutup akıntının sarardığı bir zamanda ilişkiye geçerse, (ceza olarak) yarım dinar tasadduk etsin.”


7) Ay hâlinde olan kadının göbek ile diz kapakları arasında kalan avret sahasına kocasının şehvetsiz bile olsa çıplak olarak temas etmesi, el dokundurması doğru değildir. Hayızlı olan kadında kocasının faydalanabileceği, el sürebileceği kısımlar; göbeğin üstü ile dizlerin altında kalan kısımdır.

Aişe (r.anha) anlatıyor: “Eşleri olan bizlerden biri adet gördüğü zaman Allah’ın Rasûlü, (adet gören eşine göbekle dizler arasını örten) genişçe bir örtü örtünmesini emreder, sonra da onun göğüslerine yönelirdi.”

 Hayız olan kız kapanmalıdır. Aişe (r.anha) anlatıyor: “Rasûlüllah (s.a.v) yanıma girmişti, yanımdaki cariyem hemen gizlendi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Cariyen adet mi gördü?” diye sordular. ‘Evet!’ deyince, Nebi (s.a.v), sarığından bir parça bez kopararak cariyeme: “Başını bununla ört!” buyurdular.”
Logged

LEYLAN OLMAYINCA MECNUN OLSAN NEYE YARAR YEĞEN..
^^Sevilay^^
Süper Admin
Moderatör
*

Puan: 512
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4315




İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #1 : 26 Kasım 2009, 09:37:51 »

Allah razı olsuncahiliyet düşmanı kardeşim..
Logged



Kalem eğri dilli; mürekkep siyah yüzlü; kağıt iki yüzlü!

Şimdi kalkıp arzuhalimi yazmaya kimi mahrem kılayım?

tuana2324
Moderatör
*

Puan: 47
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1739

( TuAnA ) GüL KoKuLu PeYgAmBeRim.....




İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #2 : 26 Kasım 2009, 09:40:35 »

Logged

cahiliyet_dusmani
Altın Üye
*

Puan: 51
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 763

BUGÜNDE ÖLMEDİM ANNE..




İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #3 : 26 Kasım 2009, 18:20:40 »

sizlerde sağolun efendim..
Logged

LEYLAN OLMAYINCA MECNUN OLSAN NEYE YARAR YEĞEN..
MEYRA
Üye
*

Puan: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 69





İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #4 : 02 Aralık 2009, 21:20:41 »

...Allah Razı Olsun... KARDEŞ GERÇEKTENDE BİLMEMİZ GEREKENLER!!!!
Logged

melek4545
Üye
*

Puan: 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 77





İlahi Dinle

İlahi Dinle

« Yanıtla #5 : 14 Kasım 2011, 12:45:56 »

 ...Allah Razı Olsun...
Logged

BAŞIM EĞİK GEZİYORSAM SENİ GÖRMEK İSTEMEYEN GÖZLERİ GÖRMEMEK İÇİN YA RESULALLAH

SÜBHANALLAHİ VEBİHAMDİHİ SÜBHANALLAHİL AZİM LÂ İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜRRASÜLALLAH YA HANNANÜ YA MENNAN ALLAH.AMİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Tasarim ©Ce§uR 2010 | CeSur Web Tasarım Bilişim Teknolojileri

SiteMap | iSLami Radyo


MKPortal ©2003-2008 mkportal.it