Son mesaj - Gönderen: MERYEM - Cuma, 20 Nisan 2018 20:56
Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi.?< >< >< >
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: aklın kullanımı üzerine düşünceler  (Okunma Sayısı 2315 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
seza
Moderatör
*

Puan: 62
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2766





İlahi Dinle

İlahi Dinle

« : 06 Aralık 2009, 12:25:36 »

İslam dinindeki aklın yeri ve önemi tartışılamaz. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’deki birçok ayet, Müslüman’ların akıllarını kullanmaları gerektiğinden bahsetmektedir. Kur’an-ı Kerim’deki “temiz akıl sahiplerinin (Ulu’l Elbab) öğüt alacağını [1] hatırlatan ayet aklı kullanmayı tavsiye eden ayetlere bir örnektir. Ancak, ayetlerle yapılan bu uyarılara rağmen, insanların büyük bir kısmı aklı kullanmaya yanaşmamışlardır. [2] Yüce Allah, Kur’an’da aklını kullanmayanların üzerine pislik koyacağını,  [3] aklını kullanmayanların hayvandan daha sapık olacağını [4] bize haber vermiş ve aklı kullanmamayı kafirlerin vasıfları arasında saymıştır. Kur’an-ı Kerim’deki “…akletmez misiniz?” [5] şeklinde muhataplara sorulan soruların hepsi, aklı kullanmanın gerekliliğine işaret etmektedir. Bu yüzden bir Müslüman dini anlamada aklın yerini ve önemini göz ardı edemez.               
Dinin hükümlerini anlamada aklın önemini yukarıda kısaca açıkladık. Şimdi de aklın dinin hükümlerini anlamada sınırının ne olacağını açıklayalım. Bilindiği gibi dinin hükümlerinin bir kısmının illetleri akıla bilinemez. İman edilmesi gerekli olan temel inanç esasları başta olmak üzere, imanla ilgili diğer meseleler ve bazı ibadetler illetleri akılla bilinemeyecek olan bu hükümlere örnek verilebilir. Bir Müslüman bu hükümleri Allah emretmiş veya yasaklamış olduğu için aynen kabul etmelidir, ancak daha sonra bunun toplumsal faydalarını da aklıyla araştırıp görmeye çalışmalıdır.  Dinin ameli hükümlerinden olan bazı ibadetlere, yine dinin ameli hükümleri oluşturan muamelat ve ukubatla ilgili hükümlerine gelince; bu hükümlerin illetleri akılla bilinebilir. Bir Müslüman işte bu illetleri akılla bilinebilen hükümleri, aklıyla araştırarak illetlerin çağımızda devam edip etmediğini, aynı amaca bizi ulaştıran çağımızın farklı araçlarını tespit edebilir. Hatta bu ayetler ışığında yeni çıkarsamalarda bulunabilir. Bunun ölçüsü kaçırılmadığı müddetçe sakıncası yoktur.
Tarih içerisinde aklın kullanımının sınırı konusunda çeşitli tartışmalar yapılmıştır. Bu tartışmalar günümüzde de sürüp gitmektedir. Bilindiği gibi, tarih içerisindeki Müslümanlar aklın kullanımı konusunda iki temel görüşten bir tanesine mensup olmuşlardır. Bu iki temel görüşü kısaca açıklayalım.
a)      Ehl-i Hadis: Bu grupta olanlar; karşılaşılan ve karşılaşılması mümkün olan her problemin çözümünün Kur’an ve Sünnette olduğunu iddia etmişlerdir. Bu grupta olanların malzemeleri; Kur’an ayetleri ve Peygamberden, sahabelerden ve tabiundan gelen rivayetlerdir. Bu grupta olanlar, bunların dışındaki delillere pek itibar etmezler, aklın ve rey’in kullanımına da şiddetle karşı çıkarlar. Bu grupta olanlar, ilk zamanda kıyasa bile karşı çıkmışlar, ancak zamanla İmam Şafi’nin kıyasla ilgili fikirlerini dikkate alarak kıyası kısmen kabul etmişlerdir. (Ancak zahiri mezhebinin önde giden alimlerinden İbn-i Hazm kıyası asla kabul etmez.)   
b)     Ehl-i Rey: Bu grupta olanlar, Nassların sınırlı olduğu, halbuki karşılaşılan olayların sınırsız olduğu noktasından hareketle yeni olaylara aklı kullanarak şahsi reyle çözümler bulunabileceğini iddia etmişlerdir.
Bu iki anlayışın mensupları, birbirlerinden farklı anlayışlara sahiptirler. Bunlar zaman zaman birbirlerini suçlamışlardır. Özellikle Ehl-i Hadis olanlar, Ehl-i Rey’in temsilcisi olan Ebu Hanife hakkında çeşitli ithamlar ortaya atmışlardır. Bu alimler, Ebu Hanife’nin aklı kullanmasını ve rey’e başvurmasını; akılcılık sanarak O’nun aklını nassların önüne geçirdiğini, dolayısıyla hevasına tabi olduğunu iddia etmişlerdir.  Halbuki Ebu Hanife; aklı, nasslar dışında alternatif bir teşri aracı görmemiştir. Ehl-i hadis olanlar Ebu Hanife’nin hadisler konusunda ihtiyatlı olmasını da, peygamberin hadisini almayarak aklına göre hareket etmek şeklinde yanlış algılamışlardır. Bilindiği gibi, Ebu Hanife Hanefi mezhebinin mezhep imamıdır. Ancak üzülerek söyleyelim ki, zaman içerisinde bu imamın takipçilerinin çoğu, aklı kullanmayarak bu imamın görüşlerinin zıddını savunan grubun mensuplarına tabi olmuşlardır. Bu yüzden günümüzdeki gelenekçi kesimin büyük bir çoğunluğu, Ebu Hanife’nin yolu olan aklın serbest kullanımına şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Ebu Hanife, günümüzdeki Hanefilerden daha farklı olarak nasslarda araçları değil, amaçları dikkate almış olan büyük bir imamdır. Ancak şunu net olarak belirtelim. Bizim burada anlatmış olduğumuz Ebu Hanife, menkıbecilerin uydurduğu hikayelerle anlatılan Ebu Hanife, den tamamen farklıdır. Bizim anlattığımız Ebu Hanife, düşünen, taşınan ve akleden bir fakihtir. Onların anlattığı Ebu Hanife ise tartışılamaz, eleştirilemez ve erişilemez insan üstü bir varlıktır. Menkıbecilerin menkıbelerine itibar edenlerin, bu büyük imamı anlayabilmesi mümkün değildir. Şunu da belirtelim ki, tarih içerisinde aklın ve rey’in kullanımı Ebu Hanife’ ile başlamamıştır. Hz Peygamberin raşit halifelerinden biri olan Hz Ömer’de nassları değerlendirirken bu metodu kullanmaktaydı. Hz Ömer’in nassları değerlendirirken aklını kullandığı ve nassların aracına değil de amacına itibar ettiğini açıklayan bir çok örnek vardır. [6]
Sonuç olarak, bizde burada isimlerini açıklamış olduğumuz Hz Ömer’lerin, Ebu Hanife’lerin yolunda yürüyen ve okuduklarını anlayan anladıklarıyla yeni şeyler üretebilen Ehl-i Rey’in temsilcilerinden bir tanesiyiz.  Kur’an-ı Kerim’e uyarak aklımızı kullanıyoruz. Ve kör mukallit mezhep mukallitleri gibi aklı kullanmaktan kaçınmaktan ve aklını kullanamayanları taklit etmekten Allah’a sığınıyoruz




[1] -“…Ancak temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alırlar.” Ra’d suresi 19. ayet Zümer suresi 9. ayet[2] -“…İnkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar. “ Maide suresi 103. ayet[3] -“…(Allah) pisliği akıllarını kullanamayanların üzerine kor.” Yunus suresi 100. ayet[4] -“Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini, düşündüklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar, yolca (hayvanlardan) daha sapıktır.”  Furkan suresi 44. ayet[5] -Hud suresi 51. ayet, Bakara suresi 44. ayet, Enbiya suresi 10 ve 67. ayetler, Mü’minun suresi 80. ayet ve Kasas suresi 60. ayet[6]


Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Tasarim ©Ce§uR 2010 | CeSur Web Tasarım Bilişim Teknolojileri

SiteMap | iSLami Radyo


MKPortal ©2003-2008 mkportal.it